Esra Elönü’nün konuğu Vehbi Vakkasoğlu’ndan duygulandıran hikaye

24 TV’deki her yayında çarpıcı başlıklarla dikkat çeken Arafta Sorular programının bu haftaki konuğu Eğitimci-Yazar Vehbi Vakkasoğlu oldu.

Yayın sırasında başından geçen ‘kırmızı kazaklı kız’ hikayesini seyirciyle paylaşan Vakkasoğlu, stüdyodakileri de, ekranlardaki izleyicileri de duygulandırdı.

“Kırmızı kazaklı kız”

Vakkasoğlu, o hikayeyi şu sözlerle paylaştı:

“Kalabalık sınıflar vardı. Bahçelievler Lisesi’ndeki 110 kişilik sınıf gazeteye haber olmuştu. Din dersi seçmeliydi. Bir kızcağız dikkatimi çekti. El örgüsü kırmızı kolsuz bir kazakla geliyordu. Babası iflas etmiş, forma alamamışlar ve yönetimden rica etmişler birinci devir bu türlü gelmesi için. 85 kişinin içinde öğretmenlerin lisanında çocuğun ismi ‘kırmızı kazaklı kız’ diye kalmış. Ben din dersine giriyordum.

Girdiğim sınıflarda öğrencilerin isimlerini öğrenirdim. Bende bilirim onun halini. Ortadan yıllar geçti çocuğun babasının durumu düzeldi ancak ismi o denli kaldı. Ortadan yıllar geçti. Hastaneye gittim hekim hanım çok ilgilendi benimle. Beni tanıyamadınız değil mi dedi. Kimsin dediğimde Kırmızı kazaklı kızım dedi.

Ben size çok minnetarım sizi Allah gönderdi dedi bana. Bugün buradaysam size borçluyum zira bütün ortaokul hayatımda bana kırmızı dediler bir tek adımla çağıran sizdiniz. Suzan kızım diyerek tahtaya çıkarırdınız dedi. Toplumda isimleriyle anılmak isteyen bir sürü kırmızı kazaklı kız var. İşe yaramayan genç yok lakin (gençlerin) nerede işe yarayacağını keşfedemeyen berbat eğitimciler var. Toplum bunları harcıyor.”


Üstad’ın ‘insanın hizasına inmek’ örneği

Necip Fazıl’ı da yayın sırasında anlatan Vakkasoğlu, “Üstat 1949’da Kahramanmaraş’a birinci kere gelmiş . Memleketini de birinci kere görmüş. Dedesi unutma biz Maraşlıyız diyerek bir şuur vermiş. 45 yaşındayken nasip olmuş. İnsanları, insan yerine koymak; insanların hizasına inmek, üstadın (Necip Fazıl Kısakürek) çok hoş bir özelliğidir. Buhara pilavımız meşhurdur. Üstat çok severdi. Kitapçı Hilmi vardı ve onu severdi. Geldiğinde Hilmi’den pilavı isterdi. Anneme yaptırırlardı.” ifadelerini kullandı.

Allah’ın varlığı ve ‘yokluk’ tartışmalarına yanıt

Allah’ın varlığı konusunda aksini argüman edenlere yönelik de açıklama yapan Vakkasoğlu, “Yokluk varlığın zıttıdır ama yokluk yoktur aslında. Yokluk her şeyi bilenin bize öğrettiği şeydir. Mesela davamızın tersi olan bir iddiadan bahsedelim haşa Allah yok dersek bir şeyin yokluğunu iddia edebilmek onun varlığını bilmek lazım. Allah konusunda böyle bir iddiayı nasıl ortaya koyarlar? Mesela sizin videolarınız var ama ben Esra Elönü diye biri yok diyorum. Bu videoların size ait olmadığını ispatlamam lazım.” açıklamasında bulundu.

Yorum yapın